Avrupa Kültüründe Osmanlı Etkisi

Osmanlı ve Avrupa’nın bir arada yaşamasının doğal bir sonucu olarak Avrupa kültüründe de Osmanlı etkisi kendini göstermiştir. 1482’den başlayarak 16.yüzyıl sonlarına kadar, Avrupa saraylarını ziyaret eden Osmanlı elçilerinin kıyafetleri ve davranışları büyük ilgi uyandırmış, bu ülkelerde bir Türk modasını başlatmıştır. Osmanlı elçilerine Avrupalı halk da büyük ilgi göstermiştir. Özellikle elçilerin geliş gidişlerinde halk sokaklarda birikerek, Osmanlı elçi alaylarını ilgiyle izlemiştir. Bu gösterişli elçilik alayları, Batılı ressamların tablolarına da yansımıştır.

16.yüzyılda Fransız elçilerinin sık sık İstanbul’u ziyareti, Osmanlıların yaşamını ve kültürünü tanıma ve aynı zamanda Osmanlı üstünlüğünün sırlarını öğrenme isteğinden kaynaklanıyordu. Böylece Avrupa saraylarında bir Osmanlı-Türk modası başlamıştır. Kılık kıyafetleri kadar Osmanlı’ların kullandığı eşyalarda ilgi çekiyordu. Örneğin Batı Anadolu halılarını kullanmak Avrupa saraylarında moda olmuştur.

Bir lüks maddesi olarak ithal edilen Osmanlı halıları öylesine değerliydi ki sadece döşemede değil, masa üzerinde de kullanılıyordu. Osmanlı halılarındaki zengin renk ve motifler Avrupalı ressamların tablolarına da yansıyordu. Alman, İtalyan ve Hollandalı ressamlar (Lotto, Carpaccio, Holbein ) hayran kaldıkları Türk halılarını resmediyorlardı. Osmanlı’nın Avrupa üzerindeki bir diğer etkisi de tekstilde kendini göstermiştir. Dokuma, desen ve boyama tekniği bakımından Avrupa ipekli ve pamuklu sanayisinde Osmanlı izlerini açıkça görmek mümkündür. Nitekim 1700’lerden sonra pamuklu kumaş kullanımının artması ve halka inmesiyle, Avrupa devletleri Doğu mamullerini taklit eden bir pamuklu sanayi oluşturmuştur.

Öte yandan Osmanlı kültürü Avrupalıların sosyal yaşamını da etkilemiş ve Avrupalılar taklit yoluyla Osmanlıdan kahvehane kültürünü almıştır. Kahvehaneler, Osmanlı toplumunda bir araya gelme, toplanma işlevini üstlenmişlerdi. Osmanlı etkisiyle 1660’larda Marsilya’da kahvehaneler yaygınlaşmıştır. 1669’da Paris’e giden Osmanlı elçisi Süleyman Ağa ile kahve kültürü Avrupa’da moda olmuştur. 18.yüzyılda ise kahvehaneler Avrupa şehirlerinin vazgeçilmez bir sosyal kurumu haline gelecektir.
Askeri alanda da etkileşim söz konusudur. Kanuni Döneminde Osmanlılar Avrupa’dan ileri bir topçuluk teşkilatına sahiptiler. Daha 1389’da I.Kosova Savaşında Osmanlıların top kullandığı kesin olarak bilinmektedir. Bu tarihten itibaren geliştirilen topçuluk, Fatih Sultan Mehmet ile yeni bir döneme girmiştir. İstanbul’un surlarını dövmek için Fatih’in Macar top ustası Urban’a döktürdüğü toplar o zamana kadar görülmemiş büyüklükte toplardı. Topların kullanımı, Avrupa’da feodal kalelerin yıkılması ve merkezi monarşilerin kurulmasında büyük rol oynadı.

Osmanlıların 16 yüzyıldaki askeri zaferleri, Avrupalıları derinden etkiledi ve onları Osmanlı ordusu ve savaş yöntemi hakkında araştırmalar yapmaya itti. 17. yüzyılda bu konuda eserler verildi.

Askeri alanda Osmanlıya üstünlük sağlayan bir başka özellik ise Osmanlı ordusunun manevra kabiliyeti yüksek askeri bir güce sahip olmasıydı. Osmanlı ordusundaki hafif süvarilerin, tımarlı sipahilerin ve hafif piyadelerin ileri manevra gücüyle sağladıkları avantajın farkına varan Avrupalılar, Osmanlıyı örnek aldılar ve askerlerinin manevra kabiliyetini arttırmak için piyadelerinde zırh kullanımını azalttılar.
Ayrıca savaş sırasında askerleri cesaretlendiren ve karşı tarafın psikolojisini olumsuz etkileyen Osmanlı mehterhanesi de Avrupalıların ilgisini çekmiş; Osmanlı mehterhanesini taklit eden Avrupalılar, kendi askeri bandolarını oluşturmuşlardır.

Öte yandan Osmanlıların Avrupa’da hızla ilerlemesi 16.yüzyılda Almanya’da bir korku yaratmıştı. Öyle ki Osmanlı tehlikesine karşı Türk çanı adeti başlatılmıştır.

Günün belli saatlerinde kilisede çanlar çalınarak, Hristiyanlar, Türk istilasına karşı duaya çağrılıyorlardı. Yine ilk gazete de (Newe Zeitung) 1502’de Türklere ait haberler için çıkarılmıştır.

Luther, Osmanlı akınlarını doğal afetlere benzetiyor ve Tanrının bir cezası olarak değerlendiriyordu. Türklere karşı direnme konusunda üç risale yazan Luther, Türkleri şeytanın hizmetkarı olarak görüyor, deccal olarak tasvir ediyordu. 1529’da Osmanlıların Viyana’yı kuşatmaları üzerine Luther, Avrupa Devletlerini aralarındaki savaşı sonlandırıp, Türklere karşı birlik olmaya çağırıyordu. Bununla birlikte 17.yüzyıla gelindiğinde Osmanlı Devleti, Avusturya karşısında yenildi. 1593-1606 savaşında Osmanlının başarısız olmasının temel nedeni, Avusturya’nın ordusunu ve kalelerini ateşli silahlarla donatmış olmasıydı. Ateşli silahların üstünlüğü bir dönüm noktası oldu ve artık 17.yüzyılda Osmanlı, Avrupa karşısındaki üstünlüğünü kaybetmeye başladı. Bundan sonra ekonomik, teknolojik ve askeri alanda Batı’nın ilerleyişi başladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir